Fotoğraflarla Fadime Baltacıoğlu
Fadime Baltacıoğlu Salman, 7 yıl önce, bir sergisi dolayısıyla, güzelin kurallarına, bir birikim ve sezgi gücüyle ulaştığını beyan etmiştir. Gerekli bütün dersleri aldığını, resim tekniklerini öğrendiğini, resmin ana kurallarını bellediğini, gelgelelim, ister desen, ister suluboya, ister yağlıboya olsun resim yapmaya durduğunda, öğrendiklerinin ve bellediklerinin hiçbirini düşünmediğini, yalnızca içinden gelen sese kulak verdiğini, o sesin kendisine her zaman ne yapması gerektiğini söylediğini belirtmiştir. Ama, ister desenlerine, ister suluboyalarına ve ister yağlıboya resimlerine bakıldığında, eğitiminin ilk yıllarında hocası Cuda’yı can kulağıyla dinlediği, örneğin onun tekrar tekrar öğütlediği gibi modelini kılı kırk yararcasına incelediği; örneğin resmini kurgularken neyi atıp neyi koruyacağını ve örneğin nesnesini ya da nesnelerini çerçevelemeyi çok iyi öğrendiği hemen ortaya çıkar.
Fotoğraflarla Fadime Baltacıoğlu
Fadime’de çizgi, Bedros Reisin yıllar önce buyurduğunca, gerçekten de, desenin temeli, belkemiğidir. Dahası kurgusunun /düzenlemesinin aslıdır, esasıdır. Resmini inceli kalınlı kalem / füzen / çini mürekkebi ya da fırça ürünü kıpır kıpır çizgilerle kurar.
Kıpır kıpır çizgilerle, örneğin, ölü olmayan, yaşayan, hatta devinen bir bakıma canlı doğalar betimlemiştir Fadime. Canlı ölü doğalar].. Onun ölüdoğaları canını (ruhunu da denebilir) çizgiden alır. Kökende, Fadime’nin her türdeki resmi canını çizgiden alır. Yalnızca desenleri değil, suluboya ve yağlıboyaları da çizgi egemen yapıtlardır. Yani, desen ağırlıklıdırlar. Fadime’de desen, tıpkı Degas’nın dediği gibi, formun, doğanın yorumudur. Hiçbir şey, resme konu edilmiş hiçbir nesne olduğu gibi görülmez, görüldüğü gibi ya da sanatçının görülmesini istediği gibi yansır onun betimlemelerine.
Fotoğraflarla Fadime Baltacıoğlu
Ayrıca, suluboya ve yağlıboya desenlemelerine renkten yararlanarak bir liriklik katmaktadır. Bu lirisizm, kendi deyişiyle “kılcal dokulu çizgisel stil”‘de yaptığı büyük boyutlu (örneğin, Yusuf ile Zeliha, vb.) renksiz desenlerinde biraz dışlanır; daha anlatımcı bir beti eldeleme kaygısı öne çıkar. “Kılcal dokulu çizgisel stil”ise, insan bedenini kaplayan kıllardan esinlenilerek geliştirilmiştir. Bir arkadaşıyla oturduğu kafede yan masadaki bir erkek müşterinin bol kıvırcık kıllı kollarını görünce tasarlanmış bir tekniktir bu. Öte yandan, tekniğinin ötesinde, büyük boyutlu desenleri, Fadime’nin zoru yeğlediğinin de göstergesidirler.
Fotoğraflarla Fadime Baltacıoğlu
Koskoca kağıtları duvara asıp bir taşınabilir merdivene tırmanmış olarak, hiç de rahat sayılamayacak bir pozisyonda santim santim dokumak bu desenleri, takdir olunur ki, şövaleye yerleştirilmiş tuvaller, masa üstüne serilmiş kağıt ya da kartonlar üstünde çalışmaya hiç mi hiç benzemez. En azından fiziksel olarak çok daha fazla çaba gerektirdiği açıktır. Ayrıca, bir bakışta algılanamayan geniş bir alan üzerinde bütünü oluşturacak küçük küçük parçaları gerçekleştirmenin ne denli zahmetli olduğunu erbabı bilir. Özetle vurgulanması gereken ise şudur: “Kılcal dokulu çizgisel stil”de olsun ya da olmasın, Fadime Baltacıoğlu Salman, “desen, sanatın namusu, bereketidir.” diyen Ingres’i haklı çıkaracak işlere imza atagelmektedir.